Reklam
DOLAR: 9.22 TL
EURO: 10.7 TL

‘Dünyanın en etkin Türkü’ Fatih Birol’un başarı sırrı

3 hafta önce
23 kez görüntülendi

‘Dünyanın en etkin Türkü’ Fatih Birol’un başarı sırrı
Reklam

Yıl 1960’lar… Ankara’dayız. Hava soğuk. Kömürle ısınan şehrin üzerine bir sis perdesi inmiş. Merkezdeki Yenişehir semtinin sokaklarından top oynayan çocuklara anneleri “Çocuklar, hava bozdu, Yemek saati!” diye sesleniyor. Bu annelerden biri ev hanımı Bilge Hanım. Eve çağırdığı oğlunun, ileride tam da şikayet ettikleri sorunun çözümünde dünyanın önde gelen isimlerinden biri olması kaderin tatlı bir cilvesi olsa lüzum! Bu birey, bugün küresel enerji politikalarına yön veren Milletlerarası Enerji Ajansı (IEA) kuruluşunun başkanlığını yürüten Fatih Birol… Hikayesi 1958 yılında Ankara’da başlıyor. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) askeri hekim Prof. Kemal Birol ile ev hanımı Bilge Birol’un birincil çocuğu olarak dünyaya geliyor. Kendinden dört yaş ufak dahası kardeşi oluyor: Bülent.

BABAMA HAYRANDIM

Birol, “Fazla mutlu bir ailede büyüdüm” diye başlıyor anlatmaya: “Babama büyük bir hayranlığım vardı. Benzer anda dört bambaşka meslek yapardı; hastanede çalışırdı, muayenehanesi vardı, bir okulun doktorluğunu yapar, hemşire okulunda ders verirdi.

Annem de her soruna çözüm bulan pragmatist bir kadındı. Babam kaçta gelirse gelsin yemeğe beraber oturulurdu. Beni en mutlu eden şeylerden biri birincil televizyonun gelmesiydi. Tek kanal TRT’deki birincil siyah beyaz yayınları hatırlıyorum.”

6144398470380e0fc8a9af7d

ELEKTRİĞİ ÇOK SEVDİM

Birol, ilk öğrenimini Kurtuluş İlkokulu’nda tamamladı. Beşinci sınıftan sonradan TED Ankara Koleji’ne geçti. Sıradan bir öğrenci olarak 1976’da mezun oldu. Devamını şöyle anlatıyor: “Babam doktor olmamı istiyordu lakin matematiği çok sevdiğimden benim gönlümde mühendislik vardı. O zamanlarda Türkiye’nin en manâlı okullarından biri İTÜ’ydü. Hem de İstanbul’da okumak istediğimden İTÜ Elektrik ve Elektronik Bölümü’ne girdim. sırası gelmişken dönemin siyasi çalkantılarını çok hissediyorduk. Mektep sürekli kapandığından okumak zordu.” Mezuniyetten sonra Türkiye Elektrik Kurumu’na (TEK) girdi. Ama ‘elektrik’ konusunu seviyorsa da ‘mühendislik’e iyice ısınamadı.

Birol anlatmaya devam ediyor: “Çok kitap okuyor, Film seyrediyor, şiir seviyor, film senaryoları yazıyordum… Yeşilçam’ın meşhur bir yönetmeniyle tanıştım ve bir takım filmlerinde onun asistanlığını yaptım. Fakat içine girdikten sonradan Yeşilçam’ın ortamını sevmedim. Her Tarafta arayışa girdim. Mühendislik ve toplumu bir araya getiren konunun ‘enerji’ olduğuna kanaat getirdim. Avrupa kültürünü de öğrenmek için rotamı Viyana’ya çevirdim. Neden Viyana? Fazla kolay. Çünkü Avusturya o dönem vize istemeyen nadir ülkelerdendi!”

‘PENCEREDEN DIŞARI BAKTIM, AVLUDA ALIN TERİMİ GÖRDÜM…’

Birol, 1986 yılının bir günü Sirkeci Garı’ndan trene binerek Türkiye’den ayrıldı… Planı yüksek lisansını yapıp dönmekti. Devam ediyor: “Arkadaşlarımla bir eve yerleştim. Almanca öğrendim. En büyük hasretim ailem ve güllaçtı! Annemlere her gün mektup yazan, ‘Güllacı seven oğlunuz Fatih’ diye imza atardım. Öğrenci bursu almadan önce çoğu işte çalıştım. Halde geceleri Türkiye’den sebze kamyonları gelirdi.

Bir de Viyana’da çok kar yağardı. Geceleri kar kürerdik. Kulağa romantik gelebilir lakin bu doğrusu fazla zorlama bir iştir. Elleriniz donuyor. Yıllar sonra IEA Başkanı olarak Viyana’daki Schönbrunn Sarayı’na konuşma yapmaya gösteri edildim. Konuşmam esnasında bir ara camdan dışarı bir baktım; kar temizlediğim avlulardan biri! Olacak iş değildi… Fazla hoşuma gitti; işte, ‘insanlar alın teriyle, tabii biraz da şansla, başarılı olabiliyor!’ diye düşündüm. Bugün bulunduğum pozisyona gelmek için dışarıdan yardım almadım, deyim yerindeyse tırnaklarımla kazıya kazıya geldiğimi düşünüyorum… Alın teri, azim ve biraz da şansla oldu…”

6144398d70380e0fc8a9af7f

‘DÜNYADA İKİ MİLYAR İNSANIN ELEKTRİĞİ DEĞIL’

Bir buçuk sene çalışarak devam ettirdiği öğrencilik hayatı sonra Avusturya Hükümeti’nden aldığı bursla daha kuytu bir hale dönüştü. Lise ve üniversitede ‘sıradan öğrenci’ olan Birol, Viyana Teknik Üniversitesi’nden doktorasını dereceyle aldı. Konu olarak kendine ‘enerji ekonomisi’ni belirlemişti.

Petrol krizi yaşanmış, iklim değişikliği gündeme gelmeye başlıyordu. Dünyada iki milyar insanınsa halen elektriğe erişimi yoktu… Birol, okulunu bitirdikten daha sonra altı yıl Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nde (OPEC) çalıştı. 1995’te Paris merkezli Milletlerarası Enerji Ajansı’na geçti. “O süre kafamı en meşgul eden şey Asya ve Afrika’daki ülkelerde insanların elektriğe erişiminin olmamasıydı…” diye anlatıyor: “OPEC’te süresiz kontratım olmasına karşın 13 aylık bir anlaşma teklifini kabul edip Türkiye’nin de üyesi olduğu bir teşkilata geçtim. 25 yıl önce açılış seviyesinde bir pozisyonla girdiğim kurumun bugün başkanlığını yapıyorum…Diğer Taraftan de birincil kere kurum içinden ve tüm üye devletlerin oybirliğiyle seçilen bir başkan olma sıfatını taşıyorum.”

‘TÜRKİYE POTANSİYELİNİ DAHA DA İYİ KULLANABİLİR’

Fatih Birol’un çocukluğundaki kömürlü Ankaralı gecelerinden bugün dünya enerji kullanımı konusunda nereye geldi? Yanıtlıyor: “Sanayi Devrimi’nden geçen üç, dört sene öncesine değin enerji piyasasının kralı kömürdü fakat artık bu devir kapanıyor.

İklim değişikliği bir reel ama pahalı elektrik faturaları da insanları ayaklanma ettiren bir hakiki. Enerji iyi bir şey, fena olan emisyonlar… Enerjiyi düşük emisyonlu kaynaklardan üretmeli; güneş, rüzgar, hidroelektrik, nükleer santrallar… Daha önce teknoloji devrimi internetti. Bunda ABD önderdi. Şu Anda yeni bir ihtilal geliyor: Temiz teknoloji devrimi.” Peki Türkiye’de şart nasıl? Şöyle yanıtlıyor: “Türkiye son yıllarda yenilenebilir enerjide hoş adımlar attı ama heybetli potansiyelimizden fazla daha fazla yararlanılabilir. İklim değişikliği varlıklı yoksul ayrım etmeden hepimizi etkileyecek. Aşırı hava olayları, yangınlar, seller, kuraklıklar daha sık ve daha şiddetli olacak. Hükümetlerin tedbirler alıp kirli enerji türlerinden pak enerjiye geçmesi lazım. Gençlik iklim konusuna çok sahip çıkıyor.”

6144399770380e0fc8a9af81

‘EMİSYONLARIN DAĞILMAK İÇİN PASAPORTA İHTİYACI DEĞIL’

Uluslararası Enerji Ajansı, bugün 39 üye ülkeyle dünya enerji piyasasının en önemli teşkilatı… Kurum, 1974 yılında petrol krizine aleyhinde politikalar üretebilmek için ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger tarafından kuruluyor.

Fatih Birol, kurumun içeriden seçilen ve siyasi geçmişi olmayan ilk başkanı. 2015’te göreve gelen Birol, “Yenilenebilir enerji ve iklim krizini ajansın gündemine soktuk. Kapılarımızı gelişmekte olan ülkelere de açarak daha kapsayıcı bir kuruma dönüştürdük. Ülkelerin çözüm için beraber çalışması gerekiyor çünkü dünyamızın tek bir çatısı var. Emisyon gazlarının da atmosferde dağılmak için pasaporta ihtiyacı değil” diyor.

GENÇLERE TAVSİYESİ: KALBİNİZİN SESİNİ DİNLEYİN

Onunki bir azim ve galibiyet hikayesi. Peki gençlere tavsiyeleri neler? Birol şunları öneriyor: “İnsanın hayatını etkileyen üç önemli faktör vardır; aile, meslek ve dünyaya görüş çerçevesi. Bunlardan ikisini bile içten seçebilirseniz şanslısınız. Ben şanslıydım; meslek konusunda kalbimin sesini dinledim. Üzüldüğüm sevindiğim zamanlar oldu lakin içgüdülerimin sesini dinlemekten hiç pişman olmadım. Gençlere de bunu öneririm. Kısa dönemde kazanç derdi olabiliyor lakin iş seçimi son derece kayda değer. Orada yapılan hatalı, insanı tüm hayatı her tarafında mutsuz eder. Sevdiğiniz işi seçin. Benim mütevazı hikayem gösteriyor fakat alın teriyle, azimle, yaptığı işi severek ve çalışarak yerine geçmek olası…”

.

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık